Leyla KENT. Yazar, Seyyah Leyla Kent
banner
banner
banner
HOŞ GELDİNİZ!

Yazar, Seyyah Leyla Kent, Leyla Kent

Aşağı Kaydır
Leyla KENT. Yazar, Seyyah Leyla Kent
Leyla KENT. Yazar, Seyyah Leyla Kent
Kitap Yazarı
  • Email:
    kentleyla@yahoo.com
  • Adres:
    İstanbul / Maltepe

31.03.2026

Leyla KENT. Yazar, Seyyah Leyla Kent

v

mütareke şartlarını kabul ederler. Bolşevik ihtilalinden korktuklarından sulh antlaşmasına yanaştılar. Ermenilerden alınan askeri ganimetler ilk zafer hediyesi olarak Batı cephesine yollandı.

25 Kasım da sulh görüşmeleri başladı. 27 Kasım da Ermeni heyetine Sevr anlaşmasındaki imzalarını geri aldırdık. KK Paşa’nın söylemi ile bugünü meşum Sevr anlaşmasının yırtıldığı gün olarak kutladık ve Ankara’ya müjdeledik. Ermeniler de sonunda Bolşevikliği ilan ettiler.

(Ben de diyorum ki bugün, bu durum bütün engellemelere rağmen KK Paşa’nın Doğu’nun Fatihi olduğunun ispatıdır.)

Milli hükümetimiz ilk günlerinde Bolşeviklerle birleşmeye çalışırken şimdi (1 Şubat 1921 de) Bolşevik ordusu Gürcistan’a taarruz başlattı. Ankara hükümeti Taşnak Ermeni, Menşevik Gürcü ve Azerbaycan hükümetleriyle bir Kafkas federasyonu yapmaya ve bunun içinde Bolşevik ordusuna karşı harekete geçmeye kalkar. KK Paşa bunu itilaf devletlerinin propagandasının etkisinde kalarak 21 Şubat da yapılan Londra konferansı ile bizi bu istikamete sürüklemeye çalıştıklarına emindi. Ankara hükümetini ve Genel Kurmaya uyarır. Milli Hükümetimizin hedefinin Bolşevik ordusu olmayıp tarihen bizim olan Ardahan ve Artvin’in işgalden kurtarılması olduğuna inanmaktadır.

Kızılordu Gürcülerle muharebeye başlayınca KK Paşa 23 Şubat 1921 de Artvin ve Ardahan’ı muharebesiz işgal eder. Ankara’dan Ahılkelek, Ahıska ve Batum’un işgalini ister. Bu Batum da Gürcülerle çatışmaya sebep olur ve Batum işgal edilir. Sonra 16 Mart 1921 de imzalanan Moskova anlaşmasıyla Batum’dan çekilmek zorunda kaldık.

28 Kasım 1920 de KK Paşa, İsmet Bey (İnönü) den başarılarını öven bir mektup alır. Mektup Sevgili kardeşim, pek sevgili kardeşim Kazımcığım diye çok samimi ifadelerle başlayıp KK Paşa’nın Doğu da gösterdiği başarıyı alkışlayan cümlelerle devam eder. Mektupun sonunda Batı da sıkıntıdayız Kazım. Malzeme, anarşi, entrika sıkıntıları var, en mühimi malzeme sıkıntısı demektedir.

9.12.1920 de yazdığı mektup da ise Garp cephesi Kumandanı İsmet imzası ile mektuba sıhhatim iyidir diye başlarken milletimize hediye ettiğin muzafferiyetle istikbalimizi açtın. Nasıl iftihar ve tebrik edeceğimi bilemem. Allah seni vatanımıza bağışlasın dedikten sonra KK Paşa’ya bu tarafa ne zaman geleceksin? Ne kadar malzeme göndereceksin? (Burada bu kadar övgü demek ki bu yüzdenmiş demekten kendimizi alıkoyamıyoruz) Beni daim ara sevgili kardeşim diyerek mektubu sonlandırmakta.

Doğu da durum nazik bir safhaya girmişti. Dış siyaset olarak hem Bolşeviklerle dostluk, hem de aynı zamanda onların memleketimizde Bolşeviklik casusluğuna, onların tahriklerine, zayıf bir anımızda milli hükümetimize tehlikeye düşürecek ihtilallerine meydan vermemek, iç siyasette de Doğudan veya Batıdan gelen tahriklerle Kürtlerin vaatlere kapılarak ayaklanmalarına imkan bırakmamaktı. Bu arada Bolşeviklerden para silah yardımları da devam etti.

KK Paşa Batı ordusunu teçhiz için çoktan sevkiyata başlar. KK Paşa bu bölümde Batı ordusuna gönderdiği askeri malzemeleri teker teker saymaktadır. Bu gönderdiği malzemeler Yunan ordusunun imhasında önemli rol oynamıştır.

Cihan harbinin Rus istilası ve Ermeni katliamı gibi iki büyük belasını çeken Doğu halkı büyük sefalete düşmüştü. Açlık, çıplaklık bilhassa şehit çocuklarını ölüme yaklaştırmıştı. KK Paşa burada bakımsız çocukları, iş yapmak kudretinde olmayan dilenen kimseleri ordunun himayesine alır. Çocukları giydirip kuşatıp Erzurum’a aldırır. Çocukları Himaye Cemiyeti kurarak yardım faaliyetlerine başlar. Sarıkamış’ı bir çocuklar kasabası haline getirir. Mektepler, Spor Kulüpleri, Okum salonları açar, maddi manevi bir kalkınma hamlesi başlatır.

Doğu cephesinde görevini başarıyla tamamlayan KK Paşa Batı cephesi ile ilgilenmeye, Batı cephesini tanzim etmeye başlar. Anadolu da ki başarı Trakya’yı da kurtaracaktır.

(Benim burada naçizane düşüncem batıda Mehmet Akif Ersoy nasıl Çanakkale destanı gibi bir destan yazdıysa, diğer şairlerimizden de Erzurum, Kars, Sarıkamış gibi doğuda düşmana karşı kahramanca mücadele edenler (Kazım Karabekir Paşa dahil) içinde bir destan yazmalarını beklemek bu milletin hakkıdır)

Trakya Müdafaai hukuk heyeti merkeziyesine KK Paşa bir telgraf gönderir.1920 de Edirne millet vekili seçilmesine vesile olan Edirne halkına teşekkür eder.

KK Paşa eğer Doğu hareketine ilkbaharda başlanabilseydi ve MK Paşa Batı cephesi kumandanlığı ve Başkumandanlık vazife ve mevkiini zamanında almış olsaydı Yunanlılar, (1920 de işgal ettikleri Trakya da 1922 ye kadar kaldılar) Trakya’ya, Anadolu’dan kuvvet almaya cesaret edemezlerdi diye düşüncesini dile getirir.

Doğunun vaziyetinin çözümlenmesinden sonra, Batının kurtuluşu da sağlanmış, Trakya da anavatana kavuşmuştu.

KK Paşa’nın ikinci meclis de halk yine Edirne mebusu olmasını ister ama KK Paşa şu n da İstanbul işgal altında olduğundan İstanbul dan mebus olmak ister.

Bu arada Diyarbakır 3.kolordusuna mütareke hükümleri gereğince İstanbul hükümetinin silahların verilmesi isteğine KK Paşa engel olup Kürtçülük meselesine karşı Albay Halit (Karsıalan) Bey vasıtasıyla daima nüfuzu altında tutar ve Milli Hükümetin emrine verir.

Güney de ise İngilizler 1919 da Antep’i işgal ederler ve şehirde köylerde silah toplamak bahanesiyle halkı döverler, aydın insanları bir haylisini Mısır hapislerine gönderirler. Göçtükleri yerlerden dönen Ermenilerin teşviki ve bizzat tecavüzleri son haddine varır.

5 Kasım 1919 da İngilizler çekilir, Yerine gelen Fransızların dörtte üçü Ermeni idi. Fransızların emeli Kafkasya ‘ya kadar olan bütün Güney vilayetlerimizi işgal ile Büyük Ermenistan’ı kurmaktı. İngiliz gazeteleri bile bunun bir hayal olduğunu, imkansızlığını yazıyordu. Suriye’ye kolaylıkla yerleşen Fransızlar bunun kolay olduğunu sanıyorlardı. Ermeni hakimiyeti için Türklerin öldürülmesi hız kazanmıştı. Güney illerimiz, Doğu illerimiz tehlike altındaydı. Batı illerimizde Rumluk tehlikesi altında bulunduğundan, bütün vatan, bütün millet Ermen-Rum’un imha planı ile karşı karşıyaydı. Bu planı İtilaf devletleri hazırlamış, kiliselerde bu iki milleti birbiri ile uyuşturarak istekli oldukları Türkleri yok etme kararına varmıştılar. İstanbul hükümeti de bu kötü durumu kolaylaştırıyordu.

KK Paşa, 16 Ocak 1920 de Fransızların Ermenilerle birlikte Maraş da katliama başladıkları haberini alır. Derhal mitingler yapılması, Fransız birliklerine her taraftan milli ayaklanmalarla hücum olunması lüzumunu Heyeti temsiliye’ ye bildirir. MK Paşa da, KK Paşa ile aynı fikirdedir.

Fransızlar 10-11 Şubat gecesi Maraş da ki bütün İslam mahalleri ile resmi binaları şiddetle bombaladıktan sonra İslahiye yolu ile çekilirler.

KK Paşa, 3 Şubat 1920 de bir telgraf yazar. Maraş da tekrar bayrağımızın dalgalanmasından büyük mutluluk duymaktadır. Maraş halkına öldünüz ama Türklüğü öldürmeyip destan yazdınız diye hayranlığını belirtir. Mübarek şehitlerimizin ruhu şad olsun diye telgrafı bitirir.

Maraş halkından teşekkür mesajı alır.

KK Paşa bu teşekkür telgraflarının düşmandan kurtulan iller için yazılmasını Heyeti Temsiliye’ye teklif de bulunur.

KK Paşa Kars dan 14 Aralık 1920 de Antep kahramanlarına diye başlayan bütün İslamiyetin,ve Türklüğün şerefli tarihi ile kahraman Antep müdafilerinin kudret ve yiğitliğiyle iftihar ediyor, Antep’in fedakar halkının alınlarından öperim diye bir telgraf gönderir.

Aynı şekilde Antep halkından teşekkür mesajı gelir.

On aydan fazla bir zamandır gayrı muntazam teşkilatla idare olunan Batı cephesi bir takım sergerdelerin, kanunsuzların keyfi hareketleri yüzünden halk büyük zarara uğramıştı.

(Kitap da KK Paşa’ya göre Çerkez Ethem gayri muntazam teşkilatın doğurduğu bir felakettir ama arşivinde Çerkez Ethem hakkında şimdiye kadar yayınlanmamış onun hakkında farklı düşündüğü hatıratı da mevcut.

Çerkez Ethem, Çerkez asıllı Osmanlı askeri, Kuvayi Milliye komutanlarından biridir. İngiliz ve Yunan birliklerine karşı gerilla savaşı yürütmüş, düzenli ordu kurulana kadar TBMM’ne karşı girişilen isyanları bastırmıştır.)

11 Ocak 1921 de I. İnönü ve 31 Mart da da II. İnönü zaferleri kazanıldı ama Yunan kuvvetleri Güney bölgelerinden taarruz edersek Anakara yolunu açabiliriz düşüncesindedirler. Yunanlılar ve onları idare edenler hesaplarında yanıldıklarının cezasını çekeceklerdi. Çünkü Doğudan, Batıya her gün birliklerimiz, silah ve mühimmat akıyordu. Maneviyatımız da yükselmeye başlamıştı. Yunan boyunduruğun da maalesef üç koca sene geçmişti.

11 Temmuz da Yunan ordusu taarruza geçer. Ordumuz, Eskişehir ve Afyon’u terk ederek Sakarya’nın doğusuna geçmeye başlar. Yunan, aynı zamanda Trabzon da Dere bölgesini de bombalar, karşılık görünce çekilir.

KK Paşa Doğudan Batıyı çok yakından takip etmekte, Doğudan Batıya savaş taktikleri vermektedir.

13 Eylül de Sakarya muharebesi zaferle sonuçlanır. KK, Paşa özel tebriklerini MK Paşa, Fevzi ve İsmet Paşalara bildirir.

KK Paşa Sakarya meydan savaşı için, İstiklal harbimizin büyük bir zaferidir, vatanımızın içlerine kadar girmiş olan düşman ordusunun mağlubiyetidir, zayıf imanlı kimseler bile artık Türk ordusunun milletin istiklalini kurtarabileceği kanaatine varmıştır diye duygularını dile getirmektedir.

Savaşın sonunda MK Paşa’ya Müşirlik (Mareşallik), Gazilik ünvanı verilmiştir.

1922 yılı Mart ayı sonlarına doğru, Yunanlıların iflasa yaklaştıklarını İtilaf ricali ve gazeteleri apaçık yazmaya başlarlar, Yunan ordusunun yorgun düştüğünü ve artık bir iş başaramayacağını itiraf ediyorlardı. Atina da halk dükkanları kapayarak ‘’Kahrolsun Harp’’ diye gösteriler yapıyorlardı. İtilaf devletleri sonunda durumu vahim görerek bize ve Yunanlılara barış teklifinde bulunurlar. KK Paşa bunu Yunan ordusu ve halkının sarsılan maneviyatlarını düzeltmek ve bizi oyalamak için bir oyun olduğu kanaatindedir. Bu kanaatini TBMM Reisliğine ve Başkumandanlığına vatanımız derhal tahliye edilmeyecekse hiçbir şart kabul olunmayarak Yunan ordusuna kesin bir darbe vurulması gerekliliğini bildirir.

9 Temmuz da, Dahiliye Vekili Fethi Bey (Okyar) hava değişimi diye Avrupa’ya gittiği, aynı zaman da barış hakkında Avrupa da devlet yetkilileri ile barış görüşmeleri de yapacağı haberi gelir. KK Paşa’nın bu durum canını sıkar. Yunan ordusuna tam taarruz edileceği bir sırada bizim barış peşinde koşmamız hoşuna gitmez. Çünkü bütün kuvvetler Batıya toplanmış bütün hazırlıklar yapılmıştı. Yunan ordusu aksine madden, manen sarsılmış bir halde İzmir’i dahi terk etmeyi düşünürken yapılacak iş hak ettikleri darbeyi vurmaktı.

Doğu da ki işlerini yoluna koyduktan sonra bir Batı seyahati yaparak MK Paşa, Fevzi ve İsmet Paşalarla bizzat görüşmek ister. Doğu da artık Bolşeviklik tehlikesi tamamen önlenmiş, Bolşeviklerin Kürtlük meselesi sükunetteydi. KK Paşa Doğu teftişini tamamlayıp tam Batıya gitmek üzereyken MK Paşa dan bir mesaj gelir. 10 Temmuz 1922 de gelen mesaj da vaziyetin pek nazik bir safhada olduğunu, Başkomutanlık kanununda değişiklik yapıldığından kendisinin Başkanlıktan ve Başkumandanlıktan istifa edeceğini söyler.

Tam Yunan ordusunu bozguna uğratacakken MK Paşa dan böyle bir mesaj gelmesi KK Paşa’yı çok üzer. İyi ki gelme kararımı haber vermemişim, bu kararım başka türlü anlaşılacaktı diye kendisini teselli eder. Yetki meselesinden dolayı Meclis ile Başkanı arasında anlaşmazlık çıkmıştır. KK Paşa hareketini erteler.

Durumu tam olarak anlamak için önce MK Paşa’ya bir yazı yazar. Sonra Fevzi ve İsmet paşalara da vaziyeti sorar. İsmet Paşa, Başkumandanlıkta istifa etmemesi için MK Paşa’ya rica da bulunduklarını söyler. MK Paşa’nın niyeti ordu işlerini başkalarına bırakarak Ankara da siyasetle uğraşmak ama bu istek şu anda çok tehlikeli durumlara yol açabilir.

Tam o sırada Fevzi Paşa’dan bir yazı gelir. Fevzi Paşa’dan MK Paşa son kanunla aday seçimi hakkının kendisinden alınmasından dolayı üzgün olduğu için istifa etmek istiyor ama ben bu fikre muhalifim diyor.

12 Temmuz da Yunan Kurmay Başkanı Metaksas’dan Türklerle uzlaşmaktan başka çaremiz kalmamıştır dediğine dair haberler geliyordu. Yunan milletinin ve ordusunun ne hale geldiği gün geçtikçe daha açık görülüyordu.

20 Temmuz da yeni Başkumandanlık kanuna göre MK Paşa’nın tekrar Başkumandanlığına seçilmesi KK Paşa’yı memnun eder. Artık sıra Yunan ordusunun yok edilmesine gelmiştir.

23-24 Temmuz da Ruslar tarafından gönderilen 22 uçak Trabzon’a getirilir. KK Paşa da bu uçakları derhal Batı cephesine yollar.

28 Temmuz da KK Paşa, General Tavzend’ın (Kuttülamere de esir ettiğimiz İngiliz kumandanı) Ankara’ya geldiğini ajanslardan öğrenir. KK Paşa Yunan ordusunu içine düştüğü uçurumdan kurtaracağı endişesine kapılır. Kesin olarak Batı cephesine seyahate karar verir. Bu seyahate her yaştan, her sınıftan yetiştirdiği 50 kadar şehit çocuklarını alarak hazırlıklara başlar.

9 Ağustos da çocukları Erzurum üzerinden Trabzon’a yollar, Kendisi de Kars-Ardahan-Artvin bölgelerini teftiş ettikten sonra yola çıkar. 25 Ağustos da Trabzon’a gelir.

26 Ağustos da başlayan Batı cephesi taarruzu ve kazanılan parlak başarı Trabzon da KK Paşa’yı çok mutlu eder.

KK Paşa; MK Paşa’ya bir tebrik yazısı gönderir. Ona göre kazanılan bu şanlı zafer Yunan ordusu denize dökülünceye kadar devam edecektir, bu konuda şüphesi yoktur. Yunanlıların İzmir Doğusunda son bir mukavemete yelteneceğine dair haberler gelmektedir ama ordumuz kahredici darbeyle Anadolu’muzun mübarek toprakları, murdar düşmandan tamamen temizleyecektir diye düşüncelerini belirtir.

9 Eylül 1922 de İzmir’in kurtuluşundan sonra MK Paşa’dan, KK Paşa’ya 12.9.1922 de bir cevap yazısı gönderir. Fransız General Pelle, İzmir’e gelerek MK Paşa’dan onlarca tarafsız bölgeye tecavüz edilmemesi lüzumundan bahseder. Buradan İngilizlerin İstanbul da ve Trakya da hakim olmak istedikleri anlaşılıyordu. Bu durumda ordularımız İstanbul ve Çanakkale’ye karşı yığınak yapmaktadır.

KK Paşa’ya göre askeri başarı gösteriliyorken siyasi cephemiz ise kötü idare ediliyordu. Ankara da ajanslar İngilizler bize yalvarıyor gibi cahilane şeyler yazıyorlardı. İngilizlerin ordumuzu ikiye ayırarak bir şeytanlık düşünme ihtimali mevcut görünüyor diye MK Paşa’ya çok ince, naif bir fikir beyanında bulunur.

Tam bu sıralar da 23 Eylül 1922de tarafsız ilan ettikleri bölgeye ordu göndermemiz şartıyla İtilaf devletleri bizi konferansa davet ederler. Boğazların serbestliği temin edilecek, barışın devamı için Türkiye‘de bazı bölgeler askerden arındırılacaktı. Türkiye’nin Milletler Cemiyetine alınmasına yardım edilecek, Barış başladıktan sonra İstanbul tahliye edilecek.

MK Paşa konferansın Mudanya ‘da 3 Ekim de olmasını ve İsmet Paşa’yı da delege tayin etmişti. Konferans da

Edirne ve Meriç dahil olmak üzere Yunan ordusunun Trakya’dan çıkarılması

Trakya’nın 20 gün içinde tamamiyle TBMM hükümetine teslim edilmesi

Türk idaresinin Yunan tecavüzlerinden korunması için tedbir alınması

Türk-Müslüman ahali üzerinde hiçbir tarafta baskı uygulamaması kararları alınır.

27 Eylül de Atina da halk, Kralın sarayına hücum etmişler, hayatı emniyette olmak şartıyla saltanatı terk etmeye razı etmişler, Selanik de dahil olduğu halde her tarafta ihtilaller çıkmış.

Bu sırada İngiliz harp gemilerinden iki dretnot Çanakkale boğazında sahile yaklaşarak toplarını birliklerimiz üzerine doğrultmuşlardı.

KK Paşa, MK Paşa’nın hükümetin şekli hakkındaki kararlarını öğrenmek, onu son zaferinde şahsiyetinin cazibesine kapılarak etrafına üşüşecek olan cürufun şerlerinden korumak ve bazı tehlikeli kaprislerden uzaklaştırmak için bir süre Ankara da kalmak için MK Paşa’ya yazar. Mektup da ben Trabzon’dayım, Elli kadar şehit çocuğuyla hem sizi, hem de meclisi ziyaret etmek arzusundayım der.

MK Paşa bu isteği kabul eder.

KK Paşa’nın şu cümlesi çok dikkat çekici ‘’İşte İstiklal Harbimiz bu suretle görüş birliğiyle sona erdi’’.

Devamın da gerçi milletimizin istiklalini kurtarmak için dört yıldır askeri, idari ve siyasi icraat ve teşebbüslerimiz hakkında MK Paşa ile bazı fikir ayrılıklarımız, münakaşalarımız oldu ama sonunda başarmak çok büyük bir mutluluktu. Ancak bundan sonraki işlerimizde mesele ruhi bakımdan dahi çok çetin olacaktı. Bütün işler bir şahsa mal edilerek milletin hal ve istikbali tekele teslim olunmuştu. Bu suretle hürriyet ve hakikat zincirlenerek zindana atıldıktan sonra tek iradeye boyun eğen yeni ve eski emeksizler, hakiki mal sahiplerine her vasıta ile saldırarak onların haklarını çiğnemişler ve çiğnetmişlerdir. Onların bu asalak hareketleri boşa gitmemiştir. Kolayca ve fakat şerefsizce, servet ve saadetlerini bol bol elde etmek fırsatına nail olmuşlardır.

Şimdiye kadar İstiklal Harbi hakkındaki yazılan ve söylenenlerle benim şu kitabım karşılaştırılınca mutlaka hakikatler görülecektir.

Vatandaş;

Yanlış bilgi felaket kaynağıdır. Her işin evvala hakikatini ara ve öğren. Sonra münakaşasını istediğin gibi yap. Birincisi vicdanına, ikincisi seciye ve irfanına dayanır.

ŞARK HAREKATINA AİT TARİHİ HATIRALARIM

Kars’a ilk çekilen atlas bayrağımız, Cihan harbinde ve İstiklal harbindeki karargah malzemeleri, İstiklal madalyası gibi bunların bir kısmı İstanbul Askeri Müzesi, İnkilap tarihi Müzesi, bir kısmı da Erenköy Karabekir Paşa müzesinde yer almaktadır.

Okuyucuya tavsiyem şimdiye kadar İstiklal Harbimizle ilgili okuduğumuz kitaplar, okullarda derslerde anlatılanların büyük çoğunluğu resmi tarihin bize dikte ettirdikleriydi. İstiklal Harbimizi özellikle de Doğu’da bizzat yönetenlerden biri olan Kazım Karabekir Paşa’nın bu belgelendirdiği hatıraları mutlaka okuyun. Okuyucuya yardımcı olmak için yaptığım bu özet çalışma sizlerin kitabı daha rahat anlamanıza yardımcı olacaktır.

 

 

 

 

 

Copyright www.leylakent.com her hakkı saklıdır.
photo
Bize Yazabilirsiniz
* Lütfen boş alan bırakmayın.